Ekonomi Bölümü

Makroekonomik Konjonktür Notları

 

OSTİMTECH Econ-Konjonktür Notları/2022/01

27 Ocak 2022

NOT-9: 2022 YILI İLK ÇEYREK ENFLASYON TAHMİNİ

Döviz kurundaki değişmeler, ithal edilen dayanıklı tüketim malları gibi temel malların fiyatlarına doğrudan yansımaktadır. Ayrıca, döviz kurundaki değişmelerin, üretimde kullanılan ithal girdiler (enerji ve diğer ara malları) yoluyla da enflasyonu etkileyebildiği görülmektedir. Döviz kurundaki değişmenin ülkedeki mal ve hizmet fiyatları üzerinde oluşturduğu bu “kur geçişkenliği” etkisi,  enflasyon üzerinde en büyük etkiyi yaratmaktadır. Son dönemde döviz kurunda istikrarın sağlanması amacıyla yürürlüğe giren kur korumalı TL vadeli mevduat hesabı uygulamasının kısa vadeli etkileri göz önüne alındığında, önümüzdeki 3 aylık dönemde döviz kurunun daha tahmin edilebilir bir bantta hareket edeceği varsayılabilir. Aşağıdaki açıklamalar çerçevesinde, enflasyonun özellikle ilk çeyrek boyunca yıllık bazda %40’lı seviyelerde kalsa bile, sonrasında kademeli bir şekilde düşerek, yılı özellikle Aralık ayından gelen güçlü baz etkisi ile 2022 yılı birinci çeyrek rakamlarına göre gerilemiş seviyelerde kapatması öngörülebilir.

İncelemenin devamına aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz:

Link: 2022 YILI İLK ÇEYREK ENFLASYON TAHMİNİ


 
 OSTİMTECH Econ-Konjonktür Notları/2021/08

22 Aralık 2021

NOT-8: KUR KORUMALI TL VADELİ MEVDUAT HESABI SİSTEMİNİN FİNANSAL PİYASALARA VE HAZİNEYE MUHTEMEL ETKİSİ

Hazine ve Maliye Bakanlığı’nca açıklanan ve piyasalarda pozitif yönde belirgin etkiler yaratan kur korumalı TL vadeli mevduat hesabı uygulamasının yaşanan kısa vadeli olumlu etkileri ile birlikte orta-uzun vadeli önemli negatif risklerinin de değerlendirilmesi zaruridir. Döviz kurunu sert şekilde düşüren ve dövize yönelişi durduran açıklamalar ve ilan edilen uygulamanın yazımıza konu edilen farklı senaryolar ışığında Hazine üzerinde yaratabileceği yük kayda değerdir. Özellikle döviz kurunda istikrarın sağlanmasından sonra yeni sistemdeki fon miktarının artacak olmasıyla birlikte orta-uzun vadede ekonomi, kamusal yük yaratacak döviz kuru şoklarına karşı korumasız kalabilmektedir. Bundan sonraki süreçte, yeni sisteme paralel olarak, muhtemel yüksek hacimli döviz satışlarında veya sermaye girişlerinde Merkez Bankası rezervleri keskin şekilde artırılmalıdır. Özellikle, Merkez Bankası Tebliği’ne göre çözülecek döviz hesaplarının sistem kapsamında ticari bankalar üzerinden Merkez Bankası’na aktarılacak olması son derece olumludur.

İncelemenin devamına aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz:

Link: KUR KORUMALI TL VADELİ MEVDUAT HESABI SİSTEMİNİN FİNANSAL PİYASALARA VE HAZİNEYE MUHTEMEL ETKİSİ

İnfografik Link


OSTİMTECH Econ-Konjonktür Notları/2021/07

19 Eylül 2021

NOT-7: ORTA VADELİ PROGRAM (2022-2024) HAKKINDA BİR DEĞERLENDİRME

 

2022-2024 yıllarını kapsayan OVP’nin hedefleri incelendiğinde, kendi içinde tutarlı; ancak, hedefleri tutturmada başarısının yurtdışındaki ekonomik ve finansal gelişmelere de bir ölçüde bağımlı olduğu düşünülmektedir. Bu nedenlerden dolayı enflasyon hedefleri açısından çok fazla değişkene maruz kalınacağı ve hedefleri tutturmakta zorluklar çekilebileceği anlaşılmaktadır. Öte yandan, kamunun bütçe dengesinde geçmiş yıllardan kalan faiz yükümlülüklerinin halen devam ediyor olması ve bütçe harcamalarının gelirlerinden daha fazla artmasının planlanması gibi sebeplerden dolayı, uluslararası standartlar arasında yer alan bütçe açığının GSYH’nin yüzde 3’üne indirilmesinin çok mümkün görülmediği ve OVP’nin de bu koşullar göz önüne alınarak bu dönem içinde ortalama yüzde 3.2 bütçe açığına göre hazırlandığı anlaşılmaktadır. İşsizlik konusunda, sanayi sektöründe hedeflenen artan yatırımlardan kaynaklanan verimlilik artışları, döviz bazında reel rakamlarda düşen emek ücretleri ve küresel pazarlarda yeni ekonomiler keşfetme üzerine kurgulanan bir istihdam politikası geliştirildiği gözlemlenmektedir.

İncelemenin devamına aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz:

Link: ORTA VADELİ PROGRAM (2022-2024) HAKKINDA BİR DEĞERLENDİRME


OSTİMTECH Econ-Konjonktür Notları/2021/06

5 Mayıs 2021

NOT-6: PANDEMİ SÜRECİ İŞ GÜCÜNÜ VE İŞSİZLİĞİ NASIL ETKİLEDİ?

12 Nisan 2021 tarihinde TÜİK tarafından açıklanan verilere göre mevsimsellikten arındırılmış serilerde 2021 Şubat ayı işsizlik oranı yüzde 13,4 seviyesinde gerçekleşirken istihdam oranı ise yüzde 43,4 seviyesinde gerçekleşti. Bununla birlikte TÜİK daha önce üçer aylık hareketli ortalamalar şeklinde açıkladığı iş gücü verilerini artık aylık veriler halinde yayımlayacağını ilan etmişti. Açıklanan 2021 Ocak ve Şubat ayı verileri bu şekilde açıklanan ilk veriler oldu. Bu analizde 2020 Ocak’tan 2021 Ocak ayına kadar iş gücü verilerinin nasıl bir seyir izlediğine ve pandeminin Türkiye’de ilk görüldüğü tarih olan 2020 Mart ayından itibaren iş gücü verilerinde nasıl bir etki doğurduğuna değinilmektedir. Genç işsizlik ile genel işsizlik oranları karşılaştırılmakta, kadın-erkek istihdamının pandemi koşullarından nasıl etkilendiği ele alınmaktadır. Ayrıca tarım dışı istihdam ve istihdamın sektörel dağılımı da değerlendirilmektedir.

İncelemenin devamına aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz:

Link: PANDEMİ SÜRECİ İŞ GÜCÜNÜ VE İŞSİZLİĞİ NASIL ETKİLEDİ?


OSTİMTECH Econ-Konjonktür Notları/2021/05

4 Mayıs 2021

NOT-5: MART-2021 DÖNEMİNDE BANKA KREDİLERİNİN SEKTÖREL BAZDA DAĞILIMI

Son bir yıl içinde nakdî kredi hacminde yaşanan %30’luk genişleme çoğu sektöre sirayet etmiş, dış ticaretin finansmanında önemli bir araç olan akreditifler ise USD bazında %19,2 yükselmiştir.

İncelemenin devamına aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz:

Link: Mart 2021 Döneminde Banka Kredilerinin Sektörel Bazda Dağılımı


OSTİMTECH Econ-Konjonktür Notları/2021/04

1 Nisan 2021

NOT-4: 2020 YILI VE OCAK-2021 ÖDEMELER DENGESİ GELİŞMELERİ

2019 yılında cari işlemler hesabı, 2001 yılından beri ilk defa olarak 6.759 milyon ABD doları yani GSYİH’nın yaklaşık yüzde 0.9’u kadar fazla vermiş iken 2020 yılında cari işlemler açığı 37.765 milyon ABD doları olarak gerçekleşmiş olup, bu açık GSYİH’nın yaklaşık yüzde 5’ine karşılık gelmektedir. Pandeminin yaşanmaya başlandığı 2020 yılında cari açığın artmasına neden olan temel faktörlerin başında ihracatın azalması, ithalatın az da olsa artış görtermesi ve parasal olmayan altın ithalatının artış göstermesi nedenlerinden ötürü 2019 yılında 16.8 milyon ABD doları olan dış ticaret açığının, 2020 yılında 37.9 milyon ABD dolarına yükselmesi gelmektedir.

İncelemenin devamına aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz:

Link: 2020 Yılı ve 2021-Ocak Ödemeler Dengesi Gelişmeleri


 OSTİMTECH Econ-Konjonktür Notları/2020/03

08 Aralık 2020

NOT-3: HAZİNE VE MALİYE BAKANLIĞI KASIM AYI NAKİT DENGESİNİ AÇIKLADI

Hazine nakit (bütçe) dengesi 2019 ve 2020 Kasım aylarında arka arkaya fazlalık vermiştir. Esasen bu genelde önceki yıllarda da böyle olmuştur. Ancak, 11 aylık nakit dengesine bakıldığında gittikçe artan bir açığın varlığı göze çarpmaktadır. Nitekim 2020 Ocak – Kasım dönemi nakit açığı bir önceki (2019) döneme göre (muhtemelen pandemi kaynaklı) %45.3 oranında bir artışla sonuçlanmıştır.

İncelemenin devamına aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz:

Link: Hazine ve Maliye Bakanlığı Kasım Ayı Nakit Dengesini Açıkladı 


OSTİMTECH Econ-Konjonktür Notları/2020/02

09 Eylül 2020

NOT-2: 2020 YILI OCAK-TEMMUZ DÖNEMİNDE BÜTÇE GERÇEKLEŞMELERİ

Maliye ve Hazine Bakanlığı’nın 2020 yılının ilk 7 ayına ait verilerine göre, COVİD salgınının da etkisiyle,bütçe açığı 2019 yılının aynı dönemindekinin iki katını aşmıştır. Giderler gelirlerden çok daha hızlı artmaktadır; özellikle vergi gelirlerindeki artışın daha çok dolaylı vergilerden kaynaklandığı görülmektedir. Ayrıca faiz dışı denge de daha çok açık vermektedir.

İncelemenin devamına aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz:

Link: 2020 Yılı Ocak-Temmuz Döneminde Bütçe Gerçekleşmeleri


OSTİMTECH Econ-Konjonktür Notları/2020/001

17 Ağustos 2020

NOT-1: 2020 YILI ORTASINDA NASIL BİR HAZİNE DENGESİ İLE KARŞI KARŞIYAYIZ?

Maliye ve Hazine Bakanlığı’nın verileri 2020 yılının ilk 7 ayı itibarıyla COVİD salgınının da etkisiyle kamu mali dengelerinin ciddi bir bozulma içinde olduğunu göstermektedir. Merkezi Yönetim gelirlerinde, ekonomik aktivitedeki yavaşlamanın etkisiyle gerileme olurken, harcamalar hızlı bir yükseliş eğilimine girmiştir. Uluslararası sermaye hareketlerinde, Türkiye özelinde görülen olumsuz gelişmeler ülkenin dış borçlarında düşüş iç borçlarında ise artışı beraberinde getirmiştir.

İncelemenin devamına aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz:

Link: 2020 Yılı Ortasında Nasıl Bir Hazine Dengesi İle Karşı Karşıyayız?